Eyüpspor taraftarları, "Aslanlar" olarak bilinen bu gruptaki bireyler, her maç gününde olduğu gibi Kasımpaşa derbisi için de özel bir hazırlık sürecine girerler. Maç günü sabahı, stat çevresindeki kafelerde toplanan taraftarlar, çeşitli marşlar ve tezahüratlar eşliğinde kahvaltı yaparak güne başlar. Bu, sadece bir yemek değil, aynı zamanda bir gelenektir; dostluk ve bağlılık duygularının pekiştiği bir zaman dilimidir.

Stat kapılarının açılmasına az bir süre kala, taraftarlar Eyüpspor'un renklerini gururla taşıyarak stada doğru yürüyüşe geçerler. Bu yürüyüş sırasında, sokaklar rengarenk bayraklarla donanır, marşlar yankılanır ve derbi heyecanı daha da artar. Taraftar grupları, genellikle dev bayraklar ve pankartlar ile donatılmış kalabalık bir yürüyüş oluşturur. Bu, Eyüpspor'un tarihi ve kültürü ile iç içe geçmiş bir geleneği simgeler.

Stadyum kapılarını geçtikten sonra, taraftarlar kendilerini bir başka dünyada bulurlar. İki takımın taraftarları arasındaki gerilim, kapalı alanın içini dolduran coşkulu tezahüratlarla birleşir. Eyüpspor'un taraftarları, sahaya çıkan oyuncularını karşılarken, dev bir koreografi sergilerler; renklerin uyumu ve müzik eşliğinde yapılan bu gösteri, hem oyunculara moral verir hem de rakip takıma gözdağı niteliğindedir.

Maçın başlamasıyla birlikte, Eyüpspor taraftarları, her pas, her şut ve her gol için coşkuyla bağırarak desteklerini gösterirler. Özellikle bir gol atıldığında, stadyum adeta bir volkan gibi patlar; herkes bir anda havaya fırlar, kucaklaşmalar ve sevinç gözyaşları etrafa yayılır. Bu anlar, sadece bir spor etkinliğinden çok daha fazlasıdır; Eyüpspor'un toplumsal bağlarının, kardeşliğin ve tutkunun bir yansımasıdır.

Derbinin sonunda, kazanan veya kaybeden fark etmeksizin, taraftarlar birbirlerine sarılır, maçın tadını çıkarırlar. Bu, futbolun sadece bir oyun olmadığını, aynı zamanda bir yaşam tarzı ve kültür olduğunu gösterir. Kasımpaşa derbisi, Eyüpspor taraftarları için yalnızca bir rekabet değil, aynı zamanda birbirlerine olan bağlılıklarını pekiştiren bir gelenektir.